Ali Şir Nevai kimdir, hayatı, eserleri

Ali Şir Nevai kimdir, hayatı, eserleri
Ali Şir Nevai kimdir, hayatı, eserleri
Ali Şir Nevai

1441-1501 Timur soyundan Uygur kabilesine bağlı Kiçkine Bahşi adlı zengin bir beyin oğlu, şair ve bilgin. Babasından kalan çok büyük bir servete sahip olduğu için, Divan beyliğine, naipliğe kadar yükseldiği halde devlet görevlerinde bulunmamasından ötürü maaş amadı.etiştiği çevre kendisine çağının prensleriyle yakın arkadaşlıklar kurması olanağını verdi, Horosan sultanı Hüseyin Baykara’yla sütkardeşidir ve sultanın mühürdarlığını yapmıştır. Genç yaştan itibaren serüven dolu bir yaşamı oldu, pek çok savaşa girdi.

Ali Şir Nevai, evlenmediği için romantik bir aşk adamı kişiliği ile, politikacı devlet adamı, düşünür ve kişiliklerini birlikte sürdürdü. Hayırsever bir insan olarak, sanatçı olarak servetinin yarattığı olanakları hem toplumsal kurumlar açmak, hem sanatçılara yardımcı olmak yolunda kullandı. Herat ilinde kurduğu mahalle günümüzde Kuçe-i Ali Şir adını taşır.

Arapça, Farsça bilgisi bu dillerin edebiyat yapıtlarının inceliklerine inecek kadar derindi. tarihimizde, kültür açısından bilinçli bir türk milliyetçisi olarak ulaştığı yeri, tek bir türk dilinin egemenliği için yaptığı çalışmalarla sağlamıştır. Bu konudaki düşünceleri çok açıktır.

“Ana bilim üzerine düşünmeye koyuldum. türkçenin derinliklerine dalınca gözlerime on sekiz bin alemden daha zengin bir alem göründü. Bu alemin süsler, bezekler içinde enginleşen göğü dokuz gökten daha üstündü…

Türkün zavallı ve bilgisiz gençleri güzel sanarak Farsça şiir söylemeye özeniyorlar. Bir insan etraflı ve iyi düşününce türkçede bu kadar genişlikler, incelikler, derinlikler ve zenginlikler durup duruken bu dilde şiir söylemenin ve sanat göstermenin daha kolay, daha beğenilir olacağını anlar.

Ben Türk olduğum için türkçenin övgülerinde aşırı gittiğim; Farsça’yla az ilgim olduğu için bu dilin geriliklerini belirtmek istediğim sanılmasın. Farsçayı incelemekte hiç kimse benim kadar derinleşmemiştir.”

XV. yüzyılda türk dil savaşına bu kadar önemli işlevler tanıyan Nevai, haklı bir övgü içinde şöyle haykırır;

“Ordum olmadığı halde Çin sınırına ve Tebriz’e kadar bütün Türk ve Türkmen illerini sırf divanımı göndermek suretiyle fethettim.”

Eserleri

On bin beyitlik bir türkçe divan yazmıştır; Hazain-ül Maani, Divan, Çocukluktan ihtiyarlığa kadar bütün yaşamış felsefesini içerir, yaşamış şiirini tema olarak alır. Beş mesneviden yarattığı Hamse, Hayrat-ül Ebrat adlı tasavvufi hikayeleri vardır. Aruz vezni üzerine yaptığı inceleme Mizal-ül Evzan adını taşır.

Düşünür olarak Farsçanın karşısında bulunma ilkesini savunan Nevai’nin sanatçı olarak Fars edebiyatının öz ve biçim özelliklerinin etkisinden kurtulamadığını belirtmek yanlış değildir. Ama ne var ki, gene de deyim ve terimleri araç olarak alırken Türk toplumunun çevre özelliklerinden yararlanması, şiirine Divan şairlerinden çok başka zenginlikler, güzellikler katmıştır.

Prof. Fuat Köprülü, Prof Ahmet Caferoğlu, Zeki Velidi Togan, A.K Borokov’un Ali Şir Nevai hakkında çok değerli incelemeleri vardır.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir