Ansiklopedi

Çelebi Mustafa Paşanın Sadrazamlığı Hakkında Bilgi

Padişah durumuna hakim değildi.Sadrazamlığı Çelebi Mustafa Paşa’yı getirdi.Aslında o mu getirdi, yoksa kabakçı mustafa’nın isteği mi uydu, bi­linmez. Ama işlerin düzelmediği, dü­zelmek şöyle dursun, daha da karıştığı belliydi. Durmadan adam öldürülüyor, acımasızca kan dökülüyordu.

Her ihti­lâl gibi bu ihtilâl de netice vermemişti. Ve her ihtilâl gibi bu ihtilâl de kendi ço­cuklarını yiyordu. Kabakçı Mustafa’­nın mevki ve maaş dağıtmasının arka­sı gelmiyordu.

Hazine boşalmış, fakat ihtilâlcilerin gözleri doymadığından, çaresiz, vergiler ağırlaştırılmıştı. So­nuç olarak da halk beddua yağdırıyor­du.

Bütün bunları mahpus bulunduğu odada duyan eski padişah III. Selim çok üzülüyor, başka birşey elinden gel­mediği için duygularım şiir olarak kâ­ğıda döküyordu. Teselliyi durmadan yazmakta arıyor ve herşeye rağmen devletin güçlenmesi, karışıklığın bit­mesi için dua ediyordu.

Üzülen yalnız Sultan III. Selim değil­di. Herşeyin daha iyi olacağına inanarak Sultan Selim’i tahttan indiren bazı aklı başında ve samimî devlet adamla­rı da üzülüyor, memleketin durumuna bakıp acı acı söyleniyorlardı:

“Biz bunun için mi Sultan Selim’i hal ettik?”

Fakat iş işten geçmişti, ihtilâlciler, büs bütün şımarmışlar, parsayı, ihtilâ­li yapanlarla birlikte, sonradan ortaya çıkanlar da toplamaya başlamıştı. Dö­nüşü olmayan bir yola girilmişti. Zaten hiçbir ihtilâlin dönüşü yoktur. Ve ihti­lâller hiçbir zaman çare değildir. Bu gerçek Kabakçı Mustafa ihtilâlinde bir kere daha karşımıza çıkmakta ve tari­hin yanılmaz ışığı bir kere daha yolu­muzu aydınlatmaktadır.

Bir yandan savaş sürüyor, bir yan­dan karışıklık devam ediyor ve yersiz harcamalar yüzünden hazine boşaldık­ça boşalıyordu. Bunun sonu nereye va­racaktı, netice ne olacaktı? Aklı başın­da herkes bunu düşünüyordu. Böyle düşünceler taşımayanlar yalnızca Kabakçı Mustafa ile yardakçılarıydı.

Ge­leceklerinden emin bulunmadıkların­dan ve makamlarını silâhlarına borçlu olduklarından, ne kaparlarsa kâr sayı yorlardı. İşi o derece ileri götürmüşler­di ki, Padişah bile yavaş yavaş gerçe­ğe dönmek zorunda kalmış,

“Bunlardan beni kurtar Allah’ım!” diye duaya başlamıştı.

Belki padişahlığı istediğine bile piş­mandı. Ama bu ateşten gömleği artık istese de, istemese de taşımak zorun­daydı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir